Öne Çıkan Yayın

Kaplumbağa Terbiyecisi Üzerine

Sevgili blog okuyucuları, Hayatımızda en az bir kez de olsa birçoğumuzun yaptığı ve bunu yapmaktan keyif aldığı bir etkinlik ya da özel bir hobiden bahsedeceğiz.  Bahsedeceğimiz şey; adına çoğunlukla  yapboz  denilen ya da İngilizceden dilimize biraz değiştirilerek aktarılan pazıl (İngilizcesi:  puzzle) etkinliğidir.   Bilindiği üzere yapboz , herhangi bir fotoğraf ya da resmin  tamamı ve ya bir kısmının ufak parçalara bölünmesiyle oluşan; parçalanmış bu resim ya da fotoların tekrar birleştirilmeye çalışıldığı " oyuncak " kategorisindendir. Bu oyunun zorluğu, parça sayılarının çokluğuna göre belirlenmektedir. Fakat sayıca az olup da renklerdeki detaylar sebebiyle zor olan modeller de vardır. Bize göre en üst seviye ise genelde hem parça olarak sayıca fazla olan hem de tek rengin farklı tonlamalarına sahip yapbozlar olsa gerek. Açıkçası bu tip durumlarda daha fazla zorlandığımızı düşünüyoruz.  Buradaki rakamları doğru okuyanlar renk körlüğü sıkıntısı çekmemektedirler. Sizler n

Söz Uçar, Yazı Kalır


Sevgili Blog Takipçileri,

Sizlerle her geçen gün büyümeye devam ediyoruz. Yazdıklarımızın sizler tarafından kabul görmesi bizleri heyecanlandırırken aynı zamanda ilk hedefimize ulaşmanın da gururunu bir arada yaşıyoruz.

Kelimelerimi çoğul kullanıyorum zira etrafımda bu işi yaparken gördüğüm olumlu desteğin hatırı sayılır bir etkisi var. İlk başta mütevazi hedefimiz 1.000 iken çok şükür bu rakamı artık geride bıraktık.

İnşallah bir sonraki hedefimiz olan 10 Bin seviyesine de ulaşırız. Bunun için daha çok yazmak gerekiyor. İnanın fırsat buldukça da yazmaya sürdüreceğim. Diğer birçok blog yazılarından farklı olması için canımı dişime takıyorum. Başarabiliyor muyum? bilmiyorum. Buna sizler karar vereceksiniz. Rakamlar da en büyük göstergemiz olacak.

Birkaç yıldır hayalini kurduğum yazarlık fikrinin, bugün büyük bir kısmetle Blog Yazarlığı'na evrilmesi inanın sizler kadar beni de şaşırtıyor. Bugüne kadar "bu anlattıklarını yazsan" şeklindeki temennilerin karşılık bulması için uğraşıyorum.

Verba Volant Scripta Manent

Beni tanıyanlar bilirler;
  • Hakkımda olumlu düşünen hiç kimseyi, yalancı çıkarmak istemedim, istemem. 
  • Şeyh Edebali'nin şu sözünü kendime referans alırım, "insanı yaşat ki, devlet yaşasın". 1  
  • Elimden gelenin en iyisini yapabilmek için uğraşır, sabırla zamanımı beklerim. 
  • Ve en önemlisi, sevdiğim dostlarım beni yazmaktan vazgeçirmezse, kolay pes etmem. 
Buna benzer tutmaya çalıştığım ilkeler var hayatımda. Belki sizlere garip gelebilir fakat beni ben yapan bu değerler, hayat tarzımı oluşturmaktadır. İnsana dair umudumu asla yitirmedim, yitirmiyorum. (bkz. "hayvan ya da melek metaforu")

Zira, sohbet etmekten daha fazla zevk almamıza rağmen, konuştuğumuz onca şeyin -hatıralarımızda kalan tatları hariç- geleceğe taşınamayacak olması ve milyonlarca söylenen sözün uçarak kaybolması 2 canımızı acıtan en büyük sebeptir.


Okan Bayülgen yaptığı bir programda şuna benzer bir söz sarf etmişti: "tüm konuştuğumuz kelimeler uzayda dolaşıyor, belki bir gün bu kelimeleri toplayacak cihaz bulunur" :))

Bu cihaz bulunur mu, bulunmaz mı? bilemem ama konuşmalarımızın soyutluğunu, yazmak suretiyle maddi kıyafet giydirmeyi becerebiliriz. En azından bir görünüme kavuşurlar.

Blog yazma fikri, bu düşünceler sarmalında beni kendine daha fazla çekmektedir. Bizden sonraki kuşaklara hediye bırakabilmemizin en kestirme yolu sanırım bu.

Miras Olarak Bırakılacaklar

Ömür sermayemiz elbet tükenecek ve hayır adına geriye miras olarak bırakabileceğimiz sadece üç şey kalacak, bunlar; yaptığımız iyilikler, yapılan eserler ve iyi bir evlat. 

Bunlar sayesinde kazanacaklarımız, üzülerek kaybettiklerimizi telafi edebilme fırsatını bizlere sunacaktır.

Bir sonraki yazıda buluşmak üzere, https://aglotlaro.blogspot.com adresine ABONE olmayı ve paylaşmayı lütfen unutmayın!👍

Kaynak:

2 Bizde de atasözü olarak gelen, "Söz uçar, yazı kalır" aslında orjinalinin "Verba volant, scripta manent" olduğunu hatırlayınız. https://en.wikipedia.org/wiki/Verba_volant,_scripta_manent


Yorumlar